STİLİNİ SEÇ

Renk seçici ile bir renk seçin veya önceden tanımlanmış stil adlarına tıklayın!

AÇIK VEYA KOYU


MODEL SEÇİNİZ


SÜR PULLUĞUNU ÖLÜLERİN KEMİKLERİ ÜZERİNDE

SÜR PULLUĞUNU ÖLÜLERİN KEMİKLERİ ÜZERİNDE

 

ZEHRA BETÜL YAZICI

 

HEM...HEM... KADIN JANİNA

"Aslanlar kendi hikâyelerini anlatana dek avcılık hikâyeleri avcıları yüceltmeye devam edecektir" [Afrika Atasözü]

 

"Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde" cümlesi, Olga Tokarczuk'un aynı adlı  romanında[i] ingiliz şair William Blake'ın; kutsallaştırılmış olan her şeyin yerle bir edilmesi anlamında  kullandığı, bu şekilde yorumlanabilecek bir metafor.William Blake’in “Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde” dizesi, hem kendi poetikasının hem de modern edebiyatın en radikal, rahatsız edici ve üretken imgelerinden biridir. Bu dize, Blake’in 1790–93 yılları arasında yazdığı The Marriage of Heaven and Hell [Cennetle Cehennemin Evliliği] adlı eserinde, Proverbs of Hell (Cehennemin Atasözleri) başlıklı bölümünde yer alır:

 

“Drive your plow over the bones of the dead.” (Sür pulluğunu ölülerin kemikleri üzerinde.)

Bu tek cümlelik atasözü, Blake’in düşüncesinde bir manifesto gibidir. Blake'ın kitabı, adından da anlaşılacağı gibi:

İyi–kötü, Cennet–cehennem, Ahlâk–arzu ve Akıl–duygu gibi ikilikleri yerinden eder. Geleneksel ahlakı yıkar. Yaşamın, arzunun ve yaratıcı yıkımın atasözleridir. Buradaki “ölüler” biyolojik anlamda ölüler değildir.  Blake için ölü olan: Donmuş gelenekler,

Dogmatik din anlayışı, ataerkil ahlâk kuralları, bastırılmış arzular ve “Böyle gelmiş böyle gider” düşüncesi

yani zihinsel ve kültürel cesetlerdir.

Aynı çizgide ilerleyen Tokarczuk’un romanının orijinal Lehçe adı: Prowadź swój pług przez kości umarłych.

Olga Tokarczuk romanında bu metafordan hareketle, platonun düzen isteyen ve  ahlaki bir körlük yaratarak insanlardan  itaat isteyen ideal devletinin yerine kişisel  duyarlılığı ve sivil itaatsizliğin ilk adımını atan Henry David Thoreau'nun izinden giderek itaatsizliği öne çıkaran   alegorik bir dünya kurar. Yazarın yaşadığı bölge "Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde' romanında Janina'nın yaşadığı yere benzeyen bir sınır bölgesi olan Sudeten bölgesidir.  Polonya-Çekya-Almanya arasındaki bu bölge hem tarihi hem de coğrafi açıdan  kimseye ait olmayan -yerinden edilmişlerin, farklı etnik kimliklerin bölgesidir. 2. Dünya savaşı sonrasında Almanlar bu bölgeden sürülmüş ve yerlerine Ukraynalılar, Polonyalılar, Lemkolar gibi başka yerlerden koparılmış halklar yerleştirilmiştir. Jung'un Gölge mekânı, Bahtin'in kronotop mekânı, Jan Assman'ın travmatik kültürel bellek mekânı olarak tanımlanabilecek; içinde yaşayan insanların hareket ve duygularını şekillendiren ıssız, soğuk, karla kaplı, merkezden uzak bir bölgedir. İçinde Jung'un bilinçdışını temsil eden 'orman, hayvan, kar ve sis' vardır. Ayrıca yaşlı kadın arketipi ön plandadır.  Janina yaşlı ve bilge bir kadındır;  hem aklı hem de sezgileri güçlü, gölgesiyle yüzleşebilmiş ve gerçek bir birey olabilmiştir. Modernizmin ikiye ayırarak rekabet oluşturduğu herşeyi tek bir bedende toplamış. Hem... hem... bir kadın. Hem mühendis, hem astrolog, hem feminist, hem öğretmen hem vegan.  Modernizimin bir arada olamaz dediği herşeyi; hem bilimi hem de bir sanat olarak gördüğü metafiziği-astrolojiyi aynı kefede taşır. Birini diğerine üstün tutmaz. Kendisini yaşadığı coğrafyadaki ekosistemin bir parçası  olarak görür. Doğadaki işaretleri okuyabilir, hayvanların davranışlarını ciddiye alır, tesadüfleri örüntü olarak değerlendirir. Antroposentrik ve fallosentrik insan -erkek merkezciliğine, hayvanların "av" adı altında öldürülmesine ve etçilliğe karşı çıkar.  Erkeklerin kurgusuyla oluşturulmuş tüm yasalar yasak olanı yasallaştırmak çabasındadır; bunu anlar. Bu coğrafyada devlet yoktur, hukuk işler gibi yapar ama işlemez, erkek şiddeti meşru kılınır.  Kadın protagonist Janina erkeklerin dil oyunlarıyla masumlaştırdıkları, yumuşattıkları tüm erkek retoriği yok etmek, tüm vahşeti onların yüzüne vurmak için harekete geçer. Karşısında bölgenin tüm ileri gelen yönetici ve zengin erkekleri vardır. Hayvanların ruhunun olmadığını söyleyerek avı ve avcıları yücelten bir rahip, mafyadan rüşvet alarak zengin olmuş bir polis şefi, mantar toplayıcılayıcıları birliği başkanı, avcılık cemiyeti yöneticisi, mafya vs. Bu erkeklerin zihninde Janina deli, kaçık, hiç birşeye gücü yetmeyen, engelli, yaşlı bir kadın imgesi oluşturur hatta daha da ileri gidilirse hayvanlara sapkınlık derecesinde düşkün, onları insanlarla bir tutup konuşan zoofil bir piskopat vardır karşılarında. Ciddiye alınmayacak birisi. Gerçekten de Janina'nın kafa tuttuğu erkek güruh yenilmesi zor olan, bu nedenle onlarla  savaşmanın nafile olduğu, bir kitle gibi durur. Onların yanında Janina gibi düşünen bir kaç "kaybeden" daha vardır. Bunlardan birisi genç bir kadın; İkinci el giysi dükkanında çalışır, gidecek hiç bir yeri ve kimsesi olmadığından o dağlık bölgedeki  kumar oynayan, fuhuş yaptıran karanlık işler çeviren mafyöz  bir adamın metresi olarak yaşar. Polis merkezinde çalışan epilepsili bir yazılımcı aynı zamanda William Blake şiirlerini çevirerek dergilere gönderen bir genç adam, bir böcek bilimci adam, bölge savcısının babası. Roman boyunca karşı karşıya gelen iki orantısız gücün savaşına tanıklık ederiz.  Janina yasadışı bir bireydir ama etik dışılıkla aynı anlama gelmez yaptıkları. Ayrıca Yunan mitolojisindeki Erinys ve Roma mitolojisindaki Furies denen öç alıcı kadınlarla da aynı hatta "modern eryns" olarak da okunabilir Janina.  Bu kadınlar özellikle aile içi cinayetlerde cinayet işleyenin peşine düşerek onu delirtene dek peşinden giderler. Erkek egemen-antroposentrik  bilinç taşıyanlara göre Janina patolojik bir figür olabilir. Ama diğer yandan posthümanist, insan merkezli etik anlayışı reddeden bir bilince sahip özneler onu mevcut düzenin ahlaki iflasını göz önüne seren ekofeminist -posthümanist, cesur  politik  bir figür olarak tanımlar. Bu bizim nerede durduğumuza ve Janina'ya [ya da nesnelere ya da olaylara] nereden, hangi açıyla baktığımıza göre değişebilir.  Romanda iç monologlar şeklinde bir anlatı baskınken bunun sinema adaptasyonunda daha çok kamera açıları, beden dili ve jestler ya da kısaca sinemanın görsel dilinin hakim olduğu, insan istisnacılığını, insan merkezli etik anlayışı  sorgulayıcı bir anlatı söz konusudur. Türkçeye "İz" olarak çevrilmiş Filmin İngilizce [Spoor] anlamı Hollandaca kökenli olup "bir hayvanın geride bıraktığı iz" anlamındadır, avcılık terimi olarak hayvanın takip edilebilir iz'idir. Metaforik olarak da birinin geride bıraktığı suç; hafıza gibi bir İz şeklinde de yorumlanabilir. Pokot ise Av'dan sonra öldürülen hayvanların yan yana dizilmesi

Toplu av sonucu ortaya çıkan ölü hayvanlar manzarası; güç, egemenlik ve hayvanlar üzerindeki tahakkümün görsel ifadesi anlamındadır. Filmdeki Spoor veya Pokot  [İz]; Janina'nın "büyükayak" isimli komşusunun boğazına bir av hayvanının kemiğinin kaçması ve nefes borusunun tıkanması sonucu ölmesi üzerine onun evine gitmesi ve şöminenin üzerinde duran avcılık fotoğrafında [ pokot'ta]  diğer ölü hayvanlarla birlikte öldürülmüş iki "köpek kızının" ölüsünü görmesiyle başlayan bir hikâyedir. Bu ev Bahtin’in edebi anlatılarda Kronotop mekan -zaman dediği, anlatıları temellendirdiği, algılanan dış dünyaya ilişkin  bir eşik, bir edebi atmosferdir. Protagonistin  düşünce ve davranışlarını etkileyen düğüm noktasıdır.  Janina bu izi, pokot’u gördükten sonra bunu bir iz gibi takip ederek suçlulara ulaşır ve onları kendi elleriyle cezalandırır. Film kitapta iç diyaloglarla giden bu anlatıyı görsel ve duygulanımsal düzeyde inşa eder. İzleyiciyi, sadece izlemek şeklindeki konfor alanından çıkararak, insanlara ve hayvanlara yönelik şiddet arasındaki çifte standartı görmeyi ve mesafe almayı zorunlu kılar.

 

Janina bu anlamların hepsini bir arada gövdesinde taşıyan bir kavram olur.  Janina gibi bizler de üstü yasalarla  örtülmüş suçların peşine düşebilir, adalet talebimizi sessizce değil öfkeyle dile getirebilir, düzenin normalliğini tehdit eden birer figür olabilir [İz].

 

(ZBY)

9 Ocak 2026



[i] Bursa Tabip Odasında Okuma grubu olarak okuduğumuz Olga Tokarczuk’un Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde Kitabı[i]

 

© 2025. Telif Haklarına tabidir. İzinsiz kopyalanamaz veya kullanılamaz
FOXY Yazılım Ofisi A.Ş.

Scroll to Top